Benim Cici Silahım!

“Benim Cici Silahım ” ödüllü sinemacı Michael Moore’un yeni şaheseri. 11 Eylül olayları düşünülecek olursa, olağanüstü cesur bir çalışma olduğu söylenebilir. Ülkesinin başlıca toplumsal hiciv ve belgesel ustalarından biri olan Moore, bu düzen karşıtı yapımıyla, vatanseverliğin ön planda olduğu şu günlerde, Amerikan halkının sormaya cesaret edemediği bir soruyu gündeme getiriyor: “Acaba biz silah delisi bir toplum muyuz; yoksa sadece deli miyiz?” Moore kendine has çekiciliği ve keskin bir zekanın ürünü olan üslubuyla Amerika’nın kalbine doğru zorlu bir yolculuğa koyuluyor. Bu yolculuğun amacı, ülkedeki mutluluk arayışının muazzam boyutlara varmış bir şiddetle neden böylesine iç içe olduğunu keşfetmek. Moore’un cüretkar ve sinema uzunluğundaki belgeseli 46 yıldan sonra ilk kez Cannes Film Festivali’nde yarışmaya layık görülen bir belgesel olması açısından da dikkat çekici. Mizah ile trajediyi çok özel bir şekilde harmanlayan bu film daha önce hiç görülmemiş ve hayret verici sahneleriyle izleyiciyi ciddi biçimde sarsacak özellikler taşıyor. Bunların arasında Columbine Lisesi’ndeki katliamın gerçekleştiği günün sabahında okul kafeteryasındaki güvenlik kameralarının çektiği görüntüler ve şu anda omurgalarındaki kurşunu üreten büyük şirketlere dava açmış Columbine öğrencilerin yanı sıra, Moore’un sorduğu sorulara şok edici yanıtlar aldığı Ulusal Silah Birliği’nin başı olan Charlton Heston’ın Beverly Hills’deki evinden görüntüler de var. Moore’un Michigan’daki evini de ziyaret eden “Benim Cici Silahım ”de kişisel bir not da mevcut. Michigan’da yılın 4 mevsimi de av sezonu. Kamuflaj giysisi içindeki bir milis gurup üyesi bunu şöyle açıklıyor: “Silahlı olmak her Amerikalının sorumluluğu. Silahlı değilseniz, görevinizi ihmal etmişsinizdir”. Dar bir çerçeveden bakıldığında, Moore, banliyö savaşçıları/ev kadınlarının, yastıklarının altında 44 kalibrelik magnumlarla yatma klişesini yaşayan insanların ve “Bir Anarşistin Aşçılık Kitabı”ndan tarifleri deneyerek Napalm yapan çocukların zihniyetini mercek altına alıyor. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında ise, Moore en düzen karşıtı görüşünü sunuyor. Evdeki şiddetten başlayarak, son 50 yıldaki Amerikan askeri müdahalelerinin tarihçesini aktarıyor. Bu tarihçe içinde, Columbine katliamıyla aynı gün, yani 20 Nisan 1999’da ABD’nin gerçekleştirdiği en büyük Kosova bombardımanı da var. Enron skandalının ülkeyi kasıp kavurduğu günlerde, Moore’un komik klipleri bu trajedinin ulusal medyada nasıl bir reyting savaşına dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Moore, ayrıca, Amerika’nın sarsılmaz ekonomi söyleminin içyüzünü açığa çıkartırken, sosyal yardım programının gerçekte Amerikan okullarındaki silahlı saldırılara nasıl katkıda bulunmuş olabileceğini gösteriyor. “Benim Cici Silahım ” şiddetin gitgide arttığı şu günlerde izleyiciyi yakından ilgilendiren bir yapıt. Amerikalılar için, bu film tepeden tırnağa silahlanmış bir korku toplumuna yönelik son derece mizah dolu bir suçlama. Diğer izleyiciler için ise, anayasal haklarla korunan ‘Uzi’lerle savaşılması gereken çok büyük ve sürekli bir alt sınıf yaratmada Amerikan tarzını kullanmayı seçen her ülkenin başına gelecekleri mizahi bir dille anlatan bir yapım.

Benim Cici Silahım! Fragmanı

Bilgiler

Yönetmen : Michael Moore
Senaryo : Michael Moore
Oyuncular : Michael Moore Denise Ames Arthur A. Busch George W. Bush Dick Cheney Barry Glassner Charlton Heston Chris Rock Michael Donovan Marilyn Manson
Türü : Komedi, Belgesel, , , ,
Orijinal Adı : Bowling for Columbine
Yapımcı Firma :
Yapım Yılı : 2002
Yapım Ülkesi : Kanada/ABD/Almanya
Vizyon Tarihi : 07.02.2003
Dağıtıcı Firma : Umut Sanat
Yorumlar (4 yorum)
10 lostrocker17.10.2007 01:47
aslında yalnızca amerika değil bütün dünyayı ilgilendiren dehşet verici bir belgesel-film muhakkak izlenmesi ve izletilmesi gereken bir başyapıt
10 =MeLaNCHoLY=02.08.2005 01:43
Çok harika bir film-belgesel...Zaten Michael Moore müthiş bi adam...Herşey gayet çıplak..Zorla izletilmesi gereken bir film...
10 ışıl 07.06.2003 12:29
belkide türkiyede şu amerikan toplumuna olan hayranlık ve ezilmişlik duygusu biraz olsun gitmiştir.tek kelimeyle superdi
8 Hasan KENDİRCİ01.03.2003 02:03
Çok önemli bir film. Mutlaka görülmesi gerekir. Yalnız klasik bir hikaye değil bir belgesel olduğunu hatılatmalıyım. İçinde bulunduğumuz bu savaş ve şiddet atmosferinde Amerikan politikalarını anlamamıza yardım ediyor bu film. Kaçırmayın derim.