60 Saniye : Uçmak İçin Kanat Gerekmez!..

“1953 Chevrolet Corvette”den “2000 Cadillac El Dorado STS”, “2000 Porsche Boxster”a kadar 50 ender arabanın yer aldığı ve özellikle filmin ağır topu olarak seçilen “1967 Shelby Mustang GT 500”ın göz kama? tırdığı “Gone In 60 Seconds” tam anlamıyla araba tutkunlarına hitap edecek bir film. Öyle ki filmde motor seslerini midenizde hissediyorsunuz. Bunun yanında kullanılan müziklerde filmin adrelaninin yükseldiği sahneleri destekler nitelikte. Hemen belirtmek isterim ki filmin müzikleri Trevor Robin ve Paul Linford’a ait. Filmde; Randall “Memphis” Raines (Nicolas Cage) araba hırsızlığı konusunda efsane bir isim olmu? tur. Ancak 6 yıl önce bu ışi bırakıp sakin bir ya? am için başka bir eyalete taşınıp, minik çocuklara go-kart öğretmenliği yapmaktadır. Taki filmin tek kötü karakteri olan Raymond Calitri (Christopher Eccleston) ’ın kardeşıni ölümle tehdit etmesine kadar. Kip büyük bir ış anla? ması yapmıştır ama yüzüne gözüne bula? tırmışır. Memphis’in kardeşıni kurtarması için sadece 4 günü vardır. Detektif Roland Castlebeck (Delroy Linda) Memphis’in eyalete geri döndüğünü duyduğu zaman onun bir ış için burada olduğunu düşünür ve yakın takibe alır. Memphis ve ekibinin bundan dolayı sadece bir gecesi vardır. Gelir gelmez Calitri’yle görüşüp büyük ışler yaptığı, isminin efsanele? mesini sağlayan eski ekibi yeniden biraraya getirmek için çalışan Memphis’in önüne bir engel çıkar; oda ekibin çoğunun ya ölmüş olması yada hapisanede olması. Bu durumda kardeşınin ekibini de aralarına katarak büyük güne hazırlanmaya başlarlar.

Ekibin esas üyeleri; araba hırsızlığı konusunda Memphis’e her? eyi öğreten Otto ile eski kız arkadaşı Sara “Sway” Wayland’dır. Ekip tamamlanır ve ara? tırmalar başlar. Ancak bu süreç okadar yavaş gelışiryor ki; biran önce bitmesini ve heyecanın başlamasını istiyorsunuz. Bu süre içinde yönetmen filme heyecan katmak için başka bir araba hırsızları çetesine yer veriyor ama okadar iğreti duruyor ki bu çatışma, sonu yok filmde.

Memphis için araba çalmak konusunda hiçbir engel yok; o ve ekibi için araba alarmları, otopark koruma sistemleri ve hiçbir açılamayacak kilit yok. Sadece Memphis’in bir kız arkada? tutkusuyla bağlı olduğu 1967 Shelby Mustang GT 500 dışında. Çünkü Eleanor ismini verdiği bu araba sürekli Memphis’e ihanet ederek onu yarı yolda bırakıyor... Filmde bu tutkunun büyüklüğünü bütün arabalara ayrı ayrı bayan isimleri verilmesinden de anlıyoruz.

Özellikle bütün film boyunca beklenilen tek? ey olan böyle ender bulunan arabaların hız yaptığını görmek; oysa ki sadece filmin son yarım saatinde bizlere sunuluyor. Takip sahnesinde pek de alışık olmadığımız bir? ey dikkatimizi çekiyor o da; çok uzun ve zor bir takip sahnesi olmasına rağmen hiçkimsenin canının yanmaması. Sonradan öğreniyoruz ki bu özellikle filmin yönetmeni olan Dominic Sena tarafından isteniyor. Sena’ya göre kimsenin kılına zarar gelmeden de adrenalini yüksek takip sahneleri yapabilmenin bir yolu var.

Filmde bütün aksiyon’nun, hızın ve yer yer durgunluğun içinde minik çaplı bir duygusallığa da yer verilmış; eski iki sevgilinin araba çalma tutkusuyla biraraya getirdikleri sevginin hala devam ediyor olması, ancak esas duygu yoğunluğu filmde ağabey-karde? ilışkisi diyebiliriz.

Dominic Sena propaganda filmlerinin kurucu üyelerinden sayılıyor. Sena’nın geçmışi video clip yönetmenliği ve reklamcılığa dayanıyor. Sting, David Bowie, Tina Turner, Bryan Adams sadece bir kaç önemli isim video konusunda çalıştığı. Aynı zamanda IBM, Acure ve Apple Computer gibi önemli şırketlerin reklam filmlerini hazırlayarak pek çok ödül kazanmış Sena. Sena’nın sinema adına sosyal bir alanda tanınmasını sağlayan çalışma ise “California”.1993 yılında bu film ile Sena Montreal Film Festivali’nde “Uluslararası Film Ele? tirisi Juri Ödülü”nü kazanıyor.

“Gone In 60 Seconds”; ilk olarak 1974 yılında H.B. Halicki tarafından çekiliyor, yönetmen aynı zamanda filmin başrolunde de yer alıyor. Ancak ömrü onun bu filmin yeni yapımını görmesine izin vermiyor. Fakat eşı Denice Shakarian Halicki filmin yapımcılarından biri olarak imzasını atıyor filme. D. S. Halicki’nin yanı sıra filmde yapımcı olarak pek çok isim görüyoruz. Chad Oman, Jonathan Hensleigh, Aristides McGarry gibi ama esas yapımcı Jerry Bruckheimer diyebiliriz. Bruckheimer ve Simpson’un yapmış olduğu filmlerden 15’i Oscar ödülü kazanıyor. 'Crimson Tide”, 'Dangerous Minds”, 'The Rock', “Top Gun” bu filmlerden sadece bir kaçı. Simpson’un ya? ama veda etmesinin ardından Bruckheimer “ConAir” ve “Armageddon” filmlerinin yapımcılığını üsteniyor.

Araba takip sahnelerinin büyük bölümü Los Angelas’ta Long Beach ile San Pedro’yu birle? tiren Vincent Thomas Köprüsünde çekildi. Aynı zamanda filmdeki renkliliğin uyumundan etkilenmemek çok güç, bunun için özel bir çaba sarfedildiği çok açık. Ancak diğer bir açıdan ele aldığımızda “Gone In 60 Seconds”ın bir stüdyo filmi gibi olduğnu söyleyebiliriz çünkü filmin büyük bir bölümü hep kapalı mekanlarda geçmekte.

Filmde oyunculuğa büyük önem verilmış ama seyrettiğinizde farkediyorsunuz ki aslında çok özel oyunculuklar yok. Nicolas Cage gibi bir oyuncudan çok daha üstün bir performans bekliyorsunuz. Angeline Jolie’i ise filmde daha çok görmek istiyorsunuz. Nicolas Cage filmdeki Oscar Ödüllü oyunculardan bir tanesi sadece. Henüz Türkiye’de vizyona girmemış olan “Girl Interrupted” filmiyle; Angelina Jolie ise Oscar’lı oyuncular listesine yeni katılmış bir oyuncu. Aynı zamanda Jolie’nin 2 tane “Golden Globe” ödülü mevcud. Filmdeki detektifimize ise pek çok filmde rastlamak mümkün, örneğin son günlerde sinemalarımızda gösterimde olan “Romeo Must Die”, “The Devil’s Advocate”ve “Mr. Jones” gibi.

Eğer bir araba turkunuysanız! Eğer bir hız tutkunuysanız bu filmdeki aksiyon tam size göre ancaak...sinemadan çıkarken arabınızın yerinde olup olmadığından endışelenmeyin! !
Burcu Kurtiş04.09.2000