Günlük yaşamın bir çizgi roman için ilginç konular üretebilecek bir ortam olduğunu keşfeden ilk yazarlardan olan Pekar, yerel bir hastanede dosyalama memuru olarak çalışır. İçine hapsolduğu monotonluğu kıran tek anlar, çalışma arkadaşlarıyla yaptığı, müzikten Amerikan kültüründeki çöküşe ve de jelibonların yeni renklerine uzanan çeşitlilikteki konuşmalardır. Harvey’nin ev yaşantısı ise okumak, yazmak ve caz dinlemekle geçer. Dairesi, binlerce plak ve kitapla doludur. Hafta sonlarını da eski ve ucuz plaklar arayarak geçirir. Harvey, bu gezmelerinden birinde, tebrik kartı çizeri, müziksever Robert Crumb’la tanışır. Yıllar sonra, Crumb, çizgileriyle ünlü olunca, Harvey’nin aklına, günlük hayatını çizgi romana dönüştürmek gelir. Kendisi, bir çizgi bile çekemediği için ilk romanı Crumb’a çizdirir. 1976’da başlayan bu maceranın ürünü olan ‘American Splendor’ adlı çizgi roman, işçi sınıfının gerçek kaydını tutmaktadır.Harvey için hiçbir konu yazılıp çizilmeyecek kadar sıradan değildir. 1980’lerde gerçek bir külte dönüşen Harvey Pekar'ın ünü, David Letterman şovlarıyla iyice pekişir.