4000 yıllık epik gelenek!

'Oyun kültürden daha eskidir.' der John Huizinga Homo Ludens'te. Oyun Türklerin kültürü içinde tarihleri kadar eskidir aslında. Mevcudiyetimizin her yerindedir.



Orta Asya'da dini törenlerde gösterir kendini. Üstelik tüm dramatik unsurlarıyla…

Şaman danslarıyla başlar. Savaş ve kahramanlık oyunları, tanrıya ve doğaya yakarışlarla, bolluk dualarıyla, Karagöz Hacivatlı gölge oyunlarıyla, köy seyirlik oyunlarıyla, yazısız metinlerle. Türkler bazen ölüp dirilmeyi, bazen çoban oyunlarını, kız kaçırma oyunlarını, efsane ve masal oyunlarıyla süsler ve kendi Dionysoslarına kaptırırlar kendilerini. Bundan 4000 yıl önce halkı ve soylularıyla dünyanın epik nitelikli en eski tiyatrolarını yaratmışlardır.

Meddahlar binlerce yıla fısıldar Türklerin tiyatrosunu. Türklerin Anadolu'ya gelmeleri ve özellikle de İstanbul'u fethetmeleri ve burayı başkent yapmaları ile hızlanır hikâyemiz. Doğu ve Batı tiyatrosu tarzında iki tarzı yoğurmaya başlar Türk tiyatrocusu.

Agop Vartavyan namıdiğer Güllü Agop (1868-1880) yönetimindeki Gedikpaşa'da atar başlarda Osmanlı tiyatrosunun kalbi on yıl boyunca. Türkçe oynanır oyunlar. Namık Kemal'in Vatan yahut Silistre'si 'Yaşasın Vatan' replikleriyle çınlatır Gedikpaşa sahne duvarlarını. Kısa bir süre tutuklanır Güllü Agop ve ekibi. Meşrutiyet savunuculuğu suçtur Padişah Abdülaziz döneminde. Tiyatro üzerinde kuşkular ve baskılar günden güne büyür durur...

On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinden İkinci Dünya Savaşı’na kadar Direklerarası'nda atar İstanbul tiyatro hayatının durmayan nabzı. Tuluatçılar üstün maharetleriyle perde açarlar gecelerde... Diğer yanda suflörler ve metne bağımlılıkları nedeniyle dramacılar... Üç koldan açılır perde... Tuluatçılar; Kavuklu Hamdi ve Küçük İsmail'in Hayalhane-i Osmanisi, Abdürrezak’ın Handehan-i Osmanisi, Kel Hasan'ın Meserrethane-i Osmanisi ve Komik Şevki Efendi'nin Eğlencehane-i Osmanisi... Abdi'den Naşit'e, Hasan'dan Dümbüllü'ye akar gider yıllar. Açılır kapanır perdeler, Komik-i Şehir ruhuyla...

İkinci Dünya Savaşı ertesi yıllarda Muammer Karaca ve 60'lardan itibaren Nejat Uygur, 80'lerle Ferhan Şensoy bugünlere taşır epik geleneğimizi orta oyuncularla... Tanzimat'la başlayan Batı tiyatromuz da Şinasi’nin Şair Evlenmesi ile 1860'da merhaba der seyircisine. 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile gelen özgürlük rüzgârları Türk oyuncularına ve Türk tiyatro yaşamına büyük canlılık kazandırır. Büyük Fransız Tiyatro adamı Andre Antoine'ın İstanbul'a gelişi ve Darülbedayi (Güzellikler Evi) Şehir Tiyatrosu'nun kuruluşu ile 4000 yıllık ruh günümüze yüzlerce oyun, alkış, acı tatlı anıyla uzanır.

Tiyatro Oyuncusu ve Müzisyen Erdem Topuz