8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel film önerileri!

Kadınların özgürlükleri için verdiği mücadeleye bu yapımlarla tanık olun.



Bir kutlama havasında geçen Dünya Kadınlar Günü aslında bir anma günüdür. 1857 yılında 40.000 dokuma işçisi kadın daha sağlıklı koşullarda çalışmak adına fabrikalarda bir greve başladı. Ancak, polisler fabrikalarda kadınlara saldırdı ve ardından buraya kilitlendi. Ardından çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti.  

8 Mart’ın tohumları ise 1908 yılında, New York’ta atılmıştı. 15 bin çalışan kadın daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle başlayan adımlara ilk desteği Amerika Sosyalist Partisi verdi. Parti, 8 Mart'ta yaşanan olaydan dolayı bugünü, Ulusal Kadınlar Günü ilan etmişti. Bu özel günü uluslararası hale getirme fikrini ortaya atan ilk kişi ise Clara Zetkin'di. Daha sonra uluslararası hale gelen günün, ilk uluslararası etkinlikleri 1911'de, Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre'de düzenlendi.

Hakkını savunmak için emek veren, bedel ödeyen kadınları her alanda görmekteyiz. Kimi zaman bir eş, kimi zaman bir anne, kimi zaman bir evlat veya özgür bir birey olarak mücadele eden, acı çeken kadınların hayatlarını bir de bu filmlerde görelim. 

(Geçmişten günümüze doğru sıralanmıştır.)

Dila Hanım (1977) – IMDb: 7,4

Bir yeşilçam filmi ile listeyi açıyoruz. Müziklerinde Cahit Berkay ’ın imzası olan filmin başrol oyuncuları Kadir İnanır ve Türkan Şoray olarak karşımıza çıkıyor. 

Dila Hanım, bir arazi meselesi yüzünden kocası Barazoğlu İhsan Bey’in öldürüldüğünü öğrenir ve kocasını öldüren Karadağlı Rıza’dan intikamını almaya karar verir.
Daha sonra tesadüfen Rıza ile karşılaşan Dila Hanım, onun kocasının katili olduğunu bilmeden aşık olur. Rıza da ona büyük bir aşk beslemektedir. Ancak Rıza’nın kanlısı olduğunu öğrenince Dila Hanım, büyük bir kararla yüz yüze kalır. Kocasının intikamını alıp törelerine uygun şekilde mi davranacaktır yoksa ne olursa olsun aşkından vazgeçemeyecek midir?

 

Uçurtmayı Vurmasınlar (1989) - IMDb: 8,4

Bir diğer Türk filmi olan Uçurtmayı Vurmasınlar, bir kadının verebileceği sevginin bir çocuğu ne kadar mutlu edebileceğine odaklanıyor. Hapishanede olan İnci’nin güçlü tutumları bir kahraman olarak canlanmaktadır, Barış’ın gözünde…

Film, beş yaşındaki Barış’ın gözünden kadınlar hapishanesindeki sevgiyi anlatmaktadır. Küçük Barış’ın siyasi mahkum İnci ile arasında gelişen dostluk, onu hapishanenin dört bir yanı duvarlarla dolu karanlığından kurtarır. Bu sevgiyle bir uçurtma gibi özgür hisseden Barış, İnci Abla’sının özgürlüğüne kavuşma anından sonra onu hep bir uçurtma olup geri dönmesi için bekleyecektir.

 

Prenses Mononoke / Princess Mononoke (1997)) – IMDb: 8,4
 
Animesever herkesin izlediği fakat özel ilgisi bulunmayanlarında izlemesi gereken bir film. 
Bir Hayao Miyazaki şaheseri!  

Film, Monoke’nin eril bir tavır takınmasına gerek kalmadan, doğayla uyumlu yaşayarak ve onunla aynı dili konuşarak ortaya çıkan güçlü bir kadın figürünü anlatıyor. 15. yüzyılda Muromachi zamanında (1336–1573) geçen film, Zen Budizmi, Hristiyan Cizvitler ve Çinli sömürgeciler arasında geçen sorunlar yüzünden oluşan mücadeleyi konu ediyor. 

Hayao Miyazaki için anime ve sinema gerçek bir “araç”. İnsan ile doğayı tekrar birleştirmek isteyen Miyazaki, güçlü ve etkileyici bir karakter olan Prenses Mononoke ile politik ve sosyal, her türlü haksızlığa karşı duruş sergileyen bir karakteri göstermek istemiştir. 

 

Mulan (1998) – IMDb: 7,6

Tony Bancroft ve Barry Cook yönetmenliğindeki film yaşlı babasını korumak için onun yerine gizlice orduya katılan genç bir kadının ordudaki azmini anlatıyor. Animasyon yapım olan Mulan, çocuklarında mutlaka izlemesi filmler arasında yerini alıyor. 

Walt Disney yapımı olan Mulan, babasının yerine gizlice Çin ordusuna katılan, evlenmek istemeyen genç ve neşeli bir kızın başından geçenleri anlatıyor. Hunlarla savaşa giren Çin, her evden bir erkeği askere çağırmaktadır, Mulan evin tek çocuğudur. Ve babasının savaşa gitmesini istememektedir. Erkek kılığına girerek bir gece gizlice orduya katılır ve bugünden sonra orduda birçok zorlukla karşılaşır. Fakat hepsine zekice çözümler bulur ve Çin’i büyük bir dertten kurtarır. 

 

Annem Hakkında Herşey / All About My Mother (1999) – IMDb: 7,9

Yapım yılında Cannes Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterilen ve En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazanan filmin yönetmen koltuğunda kendine has tarzı ile Pedro Almodovar oturuyor. Çoğu filminin merkezine kadınları yerleştiren Almodovar, bu eserini tüm annelere ve kadınlara ithaf ediyor. 

Toplumsal kadın gerçeklerine gönderme yapan filmin, ana karakterleri iş bulamayan travestiler, gizli benlikleriyle kabul görmeye çalışan kadınlar, yaşadıkları zorluklara rağmen bebeklerine sahip çıkmaya çalışan anneler olarak karşımıza çıkıyor. Hayatları parçalanmış bu kadınlar hep aynı şeyi arıyor: şefkat ve güven. 

 

Persepolis (2007) - IMDb: 8,0

Marjane Satrapi ’nin otobiyografik çizgi romanından uyarlanan animasyon, film bittiğinde ‘Bu ben olabilirdim’ düşüncesini oluşturmak istemiştir. 

Küçük bir kızın gözlerinden Molla Devrimini anlatan film, eğlenceli olmayı başarabilen politik bir animasyon. Şah devriminin yıkılmasının ardından küçük Marjane ve ailesi sevinçle sokaklara dökülürler. Uzun süren sancılı bir dönemin ardından demokratik bir düzenin geleceğine inanan İranlıları karanlık ve zorlu bir dönem beklemektedir.

 

Soraya’yı Taşlamak / The Stoning of Soraya M. (2008) - IMDb:8,0

Fransız – İranlı gazeteci Freidoune Sahebjam ’ın, aynı adlı romanından uyarlanan film, 2008 yılında ABD yapımı olarak sinemalarla buluştu. Yaşanmış bir hikayeyi konu edinen filmin yönetmen koltuğunda Cyrus Nowrastes oturuyor. Film, dini taassubun yaşadığımız çağda korkunç yüzünü göstermesinin belgesi niteliğindedir.

Freidoune bir gazetecidir. Arabası bozulduğu için durduğu küçük bir köyde Zahra ile tanışır. Mütedeyyin insanların çoğunlukla yaşadığı bu köyün sakinlerinden Zahra, Freidoune'un peşini bırakmaz. Çünkü onun bir basın görevlisi olduğunu anlamıştır ve Zahra, onunla konuşabilmek için ısrarla peşine takılır. Yeğeni Soraya bir gün önce aynı köyde yaşadığı insanlar tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, bunun köyün sırlarının arasına gömülmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tek umudu da bu gazetecinin elindedir, dinlemeli ve bu küçücük köyün büyük günahını tüm dünyaya anlatmalıdır.

 

Diren / Suffragette (2015) – IMDb: 6,9

Sarah Gavron imzalı film yönetmenin ikinci uzun metrajlı filmidir. Filmin başrolünde Carey Mulligan bulunuyor, ona Helena Bohem Carter, Meryl Streep gibi isimler eşlik ediyor.

Film, I. Dünya Savaşı başlamadan kısa bir süre öncesinde yaşananlara odaklanıyor. Hiçbir alanda herhangi bir siyasi hakkı olmayan ve yalnızca kendilerine uygun görülen işlerde çalışabilen kadınlar, büyük bir hareketin öncülüğünü üstlenerek oy haklarını almak için çeşitli eylemler düzenler. Gizli buluşmalarla bir araya gelen bu grubun üyeleri işçi sınıfı kadınlarıdır ve hareketin ilk safhalarında barışçıl yöntemler izlerler. Ancak hem çalışma koşulları hem de kişisel hayatları için verdikleri eşitlik savaşı, zamanla daha radikal bir boyuta taşınmak zorundadır.

Çocukluk yıllarından beri çamaşırcı olarak çalışan Maud Watts (Carey Mulligan) , birtakım tesadüfler sonucunda kadınların oy verme hakkıyla ilgili mücadele eden süfrajetlere katılır ve seçme hakkı için mücadele etmeye başlar. Bu durum kendi eşi ve etrafındaki ataerkil toplum tarafından hiç hoş karşılanmasa da Emmeline Pankhurst (Meryl Streep) gibi öncü figürlerin yönlendirmesiyle Maud ve etrafındaki mücadele arkadaşları barışçıl çözüm yollarından seslerini duyurmak için daha saldırgan eylemlere geçmeye karar verirler.

 

Mustang (2015) - IMDb: 7,6

2015 senesinde, Cannes Film Festivali’nde “Yönetmenlerin 15 Günü” bölümünde gösterilen ve festivalden Europa Cinemas Label ödülüyle dönen Mustang, Deniz Gamze Ergüven ’in ilk uzun metraj filmi olma özelliği taşıyor. 2016 Cesar Sinema Ödülleri’nden 5 ödülle dönen film, Fransa’nın Oscar adayı yapımı oldu. 

Yönetmen, Mustang filmi ile “kadın olmanın” zorluklarına değiniyor. Kendi çocukluğunda yaşadığı deneyimlerden yola çıkan yönetmen, filmin merkezinde beş kız kardeşe de yer vererek konuyu mümkün olduğunca geniş bir perspektiften almaya çalışıyor. 

Filmde, bir Karadeniz kasabasında büyükanneleriyle yaşayan, büyüme çağındaki 5 yetim kız okullarının yaz tatiline girdiği gün deniz kenarına gidip erkek çocuklarla oynamalarıyla başlıyor. Bu masum oyunun kasaba sakinlerince hoş karşılanmaması sonucu kızlara bakan babaanneleri ve amcaları, onları eve kapatmaya ve bir an önce evlendirmeye karar veriyorlar. Bu baskı ortamından kurtulmaya çalışan kızlar maruz kaldıkları toplum baskısına karşı kendi yöntemleriyle direnişleri ve özgürlük arayışları masalsı bir tonla anlatılıyor.