Madenden ışıklara...

Usta oyuncu Mücap Ofluoğlu anısına saygılarla...



Sabah vardiyası bir saat önce başlamıştır. Genç adam hayatında ilk defa maden ocağına inmeye hazırlanır. Bir elinde lamba, omzunda nevalesini koyduğu bir lacivert torba. Torbada peynir, zeytin, haşlanmış yumurta  ve ekmek. Bir anda ocak tünelinin önü işçilerle ana baba günü olur. Sabaha karşı bir göçük oluşmuştur madende. İki işçi göçük altında ezilmiş birinin kaburga kemikleri ve bacakları kırılmıştır. İçi ürperir bir anda, tir tir titrer genç adam gördüğü manzara karşısında. Derken şefin kendisini çağıran sesi duyulur:

- Gel bakalım delikanlı! Bak bizim işimiz tehlikeli ve zordur ama madenciliği sever ve güçlüklerine katlanırsan çıkan kömürü görür, keyif bile alırsın. Şimdi bu gördüklerini unut bakalım. Osman Usta göz kulak olsun sana. Vardiyadan sonra bana gel etraflıca konuşalım...

Tünel soğuk ve uçsuz bucaksızdır. Zaman durur, lambalar elde taşınırken. Sular içinde yürür genç adam bilinmeyene... Osman Ustasının izinde, dayanamaz sorar çaresizce...

- Ustam daha ne kadar yolumuz var?

- Yoruldun mu bey? Daha çok var daha kırkbeş dakika yolumuz var.

Karanlık, rutubet, havasızlık ve korku... Titretir içini genç adamın.

- Hem korkma hemşerim! Ölüm alın yazınsa Allah korur seni... Tünel daralırken tavan bu sözcüklerle gitgide alçalır. İlk gün öyle geçmek bilmez karanlık dehlizlerinde madenin...

Ustasına lamba tutar genç adam. Vagonlara kömür doldurur iki ölü bir ağır yaralının çıktığı ocağın kabusunda. Öğlen lacivert bohça açılır kömür üzerinde yenir haşlanmış yumurta, zeytin, ekmek. Günler günleri öylece kovalar karanlık dehlizlerinde madenin. Osman ustası ile iyice anlaşır genç madenci.

- Delikanlı anlaşıldı, galiba sen bu işi başaracaksın, diye sırtını sıvazlar şefi.

Derken bir gün gazetelerde bir haber: İstanbul Şehir Tiyatrosu turnede. İlk gösteri Zonguldak'ta. Osman Usta kömürden kararmış gözleriyle bakar genç adama.

- Evlat! Sen bu işi çok seviyorsun, ben anladım gözlerinden. Çık bu madenden, git tiyatroya.

Genç adam yaşlı gözlerle sarılır ustasına. Oracıkta çizmelerini çıkarır, lambasını bırakır. Ustası uğurlar onu sahne ışıklarına umutla... Genç madenci Mücap Ofluoğlu Cyrano De Bergarac'la selam durur her oyun finalinde madenin karanlığından kendisine el sallayan Osman Ustasına sahne ışıkları ve alkışlar arasında...

Tiyatro Oyuncusu ve Müzisyen Erdem Topuz