Ustasız geçen 19 yıl!

Yeşilçam'ın gülen ve güldüren yüzü Kemal Sunal'sız geçen 19 yıl!



Tek kelimesiyle hatta ve hatta konuşmadan bile güldürebilen Türkiye'nin en büyük ve en kaliteli oyuncularından Kemal Sunal'ın bugün ölüm yıldönümü.

3 Temmuz 2000 tarihinde kaybettiğimiz Kemal Sunal sadece Yeşilçam'a veya sadece televizyona değil Türkiye'ye damga vurmuş bir isimdi. Oynadığı her bir filmin TV kanallarında tekrar tekrar gösterilmesi elbette bu damganın bir göstergesi olagelmiştir.

10 Kasım 1944'te İstanbul'da dünyaya gelen Kemal Sunal'ın doğum günü kimlik belgesinde 11 Kasım olarak kayıtlıdır. Kendisi bunu 'Aslında 10 Kasım doğumluyum. Ama Atam'ın vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem, gülemem. 11 Kasım doğum günümdür.' şeklinde açıklamıştır.

İstanbul Küçükpazar semtinde Malatyalı bir ailenin çocuğu olarak doğan oyuncunun babası Mustafa Sunal, annesi Saime Sunal'dır. Ailenin büyük çocuğu olan Kemal Sunal'ın, Cemil ve Cengiz isminde iki kardeşi vardır. İlkokulu Mimar Sinan İlkokulu'nda okuyup, Vefa Lisesi'nden mezun olmuştur. Liseyi 11 yılda tamamlayan sanatçı, 'bu benim tembelliğimden, salaklığımdan ileri gelen bir şey değildi. 15-20 kişilik bir grubumuz vardı. Beraber geçiyorduk, beraber kalıyorduk. Anlaşmış bir gruptu. Bir nevi haylazlıktı tabii…' sözleriyle açıklamıştır. Yüksek tahsiline Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünde başlasa da, bu bölüme devam edememiş ancak 1995 yılında mezun olabilmiştir.

Oyunculuk yapmaya Vefa Lisesi'nde okuduğu dönemde başlayan Sunal, profesyonel anlamda ilk oyununu 1966 yılında Kenter Tiyatrosu'nda Fadik Kız oyunuyla başlamıştır. Bu oyundaki başarısı ona başka oyunların kapısını açmıştır. 1972 yılına dek çeşitli tiyatrolarda oyunlar oynadıktan sonra Zeki Alasya'nın aracı olmasıyla Ertem Eğilmez'in yönetmenliğini yaptığı Tatlı Dillim filmiyle ilk kez bir sinema filminde rol almış ve kendisini milyonların sevgilisi yapan adımı atmıştır.

Bu filmde başarılı olması üzerine Ertem Eğilmez, Natuk Baytan, Kartal Tibet, Osman Fazıl Seden gibi birbirinden değerli birçok yönetmenin yine birçok filminde rol almıştır. Filmlerinde genellikle kullandığı Şaban karakteri ve 'Eşşoğlueşşek' lafı üstüne yapışmış bir daha da ayrılamamıştır. Hatta öyle ki bir filminde canlandırdığı ana karakterin adı Niyazi olmasına rağmen filmi adının Atla Gel Şaban olmasını kimse yadırgamamıştır.

Şaban ismiyle çektiği son filmi 1985 yılı yapımı Gurbetçi Şaban'dır. Bundan sonra başka da Şaban filmi çekilmemiştir.

1972 yılındaki Tatlı Dillim filminin ardından özellikle Hababam Sınıfı serileri, Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Çöpçüler Kralı, Kapıcılar Kralı, Kibar Feyzo, Mavi Boncuk filmleri gibi kült yapımlarda rol almıştır. Kapıcılar Kralı filmiyle Antalya Film Festivali'nden ve Sinema Yazarları Derneği'nden En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanmış ve bunu 'Antalya Film Festivali’nde Kapıcılar Kralı filmiyle, en iyi erkek oyuncu ödülünü aldım. Antalya’da ve Türk sinema tarihinde böyle bir şey yok. Komedyene değil, bu ödül hep jönlere verilmiş. İlk defa ben yıktım o sistemi. Sonra Sinema Yazarları Derneği’nin ilk ödülünü, yine aynı filmle ben aldım. Ondan sonra da başarılı filmler yapmadım değil ama festivallere göndermedik. O nedenle başka ödül çıkartamadık.' şeklinde açıklamıştır.

1986 yılında Yoksul ve Davacı ile Zeki Ökten'le, Tarzan Rıfkı'da Natuk Baytan'la, Garip filminde Memduh Ün'le, Deli Deli Küpeli filminde Kartal Tibet'le çalışmıştır. Yoksul filmi duru anlatımıyla öne çıkarken Davacı ve Deli Deli Küpeli filmleri 'siyasi taşlama' olarak ön plana çıkmaktadır. 1988 senesi, Sunal sineması için önemli olan filmlerin çekildiği yıldır ve Sunal'a yeni bir ödül getirecektir. Uyanık Gazeteci, Sevimli Hırsız, İnatçı, Öğretmen, Polizei, Düttürü Dünya, Bıçkın bu dönem rol aldığı filmlerdir. Polizei, Öğretmen ve Düttürü Dünya filmleri diğer filmlerden ayrılmaktadır. Polizei filminde gurbetçilerin yaşadığı sıkıntılara değinilirken, Öğretmen filminde geçim sıkıntısı, ulaşım ve konut problemleri gibi sorunlara değinilmiş ve Düttürü Dünya filminde küçük insanların büyük hayallerine yer verilmiştir. Sanatçı bu filmiyle, Ankara Uluslararası Film Festivali'nde 'En iyi erkek oyuncu' ödülünü almıştır.

Ölümü

Sunal, kişisel yaşamı ve kariyeri boyunca yaptığı yolculuklarda daima kara taşıtlarını tercih etmiş, uçak ve deniz taşıtlarından korktuğunu dile getirmiştir. Çeşitli festivallerde, ödül törenlerine kara yoluyla yetişemeyen sanatçının uçak fobisi yaşamı boyunca yenemediği bir korkusu olarak kalmıştır. 3 Temmuz 2000 tarihinde, Balalayka isimli filmin çekimleri için bindiği Trabzon uçağında kalp krizi geçirmiştir. Zeki Alasya, Sunal'ın vefatıyla ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: Kimseleri filmin çekileceği yere otobüsle gitmek sıkıntısında bırakmamak için kendini zorlayarak bindi o uçağa, yoksa imkanı yok binmez.

Bir anı

Mavi Boncuk ve Yalancı Yarim filmlerinde rol alan Emel Sayın ve Kemal Sunal arasında, herkesin pek de bilmediği bir anı vardır. Bu anıyı yıllar sonra verdiği bir röportajda Sayın'ın kendisi aktarır.

'O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. Bir gün setten çıktık, eve gidiyoruz. Ben Laleli'de oturuyorum, Kemal benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış. Taksiyle kendi arabasıyla giden gitti. Baktım Kemal yürüyerek gidiyor, 3 kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor, merak ettim nereye gidiyor bu adam böyle diye'

Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta yatan adamı kaldırdı... Bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım, ardından biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm... Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım 'Tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı? ' dedim. 'Adını bilmem sormam da, her gün para verir bana' dedi.'

'Teşekkür ettim, az ilerideki lokantaya gittim 'Az önce gelen beyin borcu mu var size? ' dedim, tanımadılar beni... 'Kemal abi'nin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz. O da sağolsun, onların yemek masrafını öder.' dedi. Ertesi gün Kemal'in yanına gittim, 'Sen ne güzel bir adamsın ya...' dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım. 'Ölme sen benden önce' dedim, dinletemedim'

Ruhun şad olsun büyük usta...